İçdökümü: Ölümlü Dünya (Ağır Spoiler İçerir)



uUuj33üçğaaaaaakhı6milyonikimilyar


Tüm diyalogları ezberleyene kadar izlediğim, kendi kendime bir sonraki sahnenin komikliğine şimdiden güldüğüm, yine de bıkmadığım bir Ali Atay başyapıtı olan Ölümlü Dünya hakkında bir şeyler yazmazsam uyuyamayacağım artık.

 

Disko Kralı ve Makine programlarındaki tatlı skeçlerden tanıdığım Aziz Kedi ve Feyyaz Yiğit ikilisinin, Leyla ile Mecnun dizisindeki Mecnun olarak aklımıza kazınan Ali Atay ile üçlü sentezi sonucu bu muhteşem ötesi film ortaya çıkmış.

 

Filmimizin kısa hikayesi şöyle; kiralık katil olarak bir örgüte çalışan ailede Feyyaz yani Serbest’in hoşlandığı kıza örgüt üyesi olduklarını açıklaması sonucu başları derde giriyor. Bu arada Serhan – Sarp Apak – kendi kız arkadaşının hamileliğini öğreniyor. Örgütten kurtulmak için Ukrayna’ya sahte pasaport ile kaçma planları yapan Mermer ailesinin başına türlü türlü şakalar ve komiklikler geliyor. Bu süreçte de ailenin tam olarak ne iş yaptığı, paravan olarak işlettikleri restaurant ve karakterlerin kişilik özellikleri hakkında detaylı bilgiye sahip oluyoruz.

 

Filmin en sevdiğim sahnelerinden bahsetmek istiyorum size. Öncelikle daha başında Doğu Demirkol yani Zafer’in elektronik sigara içmesine kardeşlerinin verdiği tepki ve “eşya emiklemek” benzetmeleriyle filmin tebessüm ritmi başlıyor. Serbest’in yazdığı yaratıcı isimliklerle, yani Tınaz, Maya, Cangar, Canım, vb, kahkaha şöleni başlıyor. İnternet şifresi sahnesinde dalağım ufaktan patlama noktasına gelmişti. Reklam jinglelarının tam av üzerindeyken çalmasıyla, görev icabı öldürecekleri adamın peşini hep beraber bırakıp radyoyu dinlemelerinde benim gözümden yaşlar akmaya başlamış oluyor bile. Sonraki sahneler için Mermer Merve, Bedük, “Bakın, benim parolam sevgidir” ve “Korunun be kardeşim” demem de yeterli olacak izleyen herkese. Son olarak da “Babacım biz seni vefat ettin diye düşündük” diyorum ve sonlandırıyorum bu bölümümü.

 

Doların 4 TL, hayatın toz pembe olduğu günlerde geçen Ölümlü Dünya’da çalan her bir şarkı ve Alper Kul’un kendi yazıp söylediği “Anadolu Tat 1071” jingleı, o kadar nokta atışı ki, o an filmin içinde yaşanan duyguyu birebir olarak yansıtıyor ve filmin her bir sahnesini kat be kat komik yapıyor. Özdemir Erdoğan-Gurbet’ten Bony M-Rasputin’e kadar muazzam bir yelpazede şarkıyla kulaklarımız, kahkahalarımızla da dalaklarımız coşuyor kesinlikle.


Şimdi gelelim biraz bikbikli, biraz cikcikli kısımlara. Oyuncu ekibinin her biri inanılmaz değerli ve muzzam yetenekli. Ahmet Mümtaz Taylan, Alper Kul, Sarp Apak, İrem Sak, Doğu Demirkol, Feyyaz Yiğit, Meltem Kaptan, Mehmet Özgür ve Özgür Emre Yıldırım'dan oluşan ekip, ağızlarından çıkan her bir kelime ile ne kadar iyi oyuncular olduklarını ortaya koyuyorlar. Zaten bu komedi içerisinde gülmeden oynayabilmek yetenek ister kesinlikle. Ben prodüksiyon ekibinden kovulurdum çekim esnasında kesin. Şahsi favorim de kesinlikle Zafer karakteri. Doğu Demirkol hem oyunculuk yardırıyor hem de yüzüne, mimiğine inanılmaz oturan bir adamı oynuyor. Eşya emikleyen, takıntılı, aç, garip ama özgüvenli bir adam. Beni çok güldürüyor. Galetesinden şiş de çıkmadı zaten. Çok üstüne gidiyorlar Zafer'in. Espri bir yana, cast ekibi çok doğru insanları seçmiş. 


Filmin en sevdiğim ve kesinlikle görüntü yönetmenliği ödülü alması gerektiğini düşündüğüm sahnesi filmin adının yazıldığı iki dağın ortasındaki kare. Sadece o lokasyonda çekim yapmak için sabahın 4’ünde, 5’inde yollara döküldüğünden emin olduğum ekibin her birini emekleri için ayakta alkışlamak istiyorum. Kostümcülerin, yazın ortasında o kazakları nereden bulduklarını oturup konuşmak lazım kendileriyle. Ev terlikleri, sürekli kan sıçrayan üst-baş, atlet, ayakkabı; baştan ayağı bu adamları olmaları gerektiği titizlikle giydirmişler. Helal olsun.

 

Prodüksiyon zaten kan ağlamış, o kadar belli ki. İş konuşmak için indikleri depoyu nereden buldular, o duvarda kaç tane silah vardı, dağ başında iki tane evi nereden buldular? Son sahnenin çekilmesi esnasında evdeki neredeyse tüm alet edevat perperişan edildi, o kadar hibe eşyayı nereden topladılar da getirdiler dağ başına? Camlar kırıldı, masalar kırıldı, büfe paramparça oldu. Düşünsenize kameramanın “abi ben kayda girmeyi unutmuşum” dediğini. Hakikaten bu filme çok yakışacak bir komedi olurdu bu söylediğim ama kameramanı öldürürlerdi herhalde.

 

Işıkçının emeğinin en güzel yansıtıldığı sahne kesinlikle kasa sahnesiydi. Işığın maviden beyaza dönmesiyle seyirci de “aga oh be bu filmde ışık ekibi varmış” dedi. Zira filmin büyük bir çoğunluğu gündüz ve dış çekim olduğu için gerçekten “yav ışık ekibini bir salın da sanat yapsın bu adamlar” diye içimden geçirmiştim ilk izlediğimde ve onların da emeklerini titizlikle, şıkır şıkır görünce çok mutlu oldum.

 

Sesçi kardeşimin kulaklarına sağlık ayrıca. Onca kalabalık içinde herkesi çok rahatlıkla duyduk, kimsenin sesi ne aşağı ne yukarıydı. Acaba yemek masasında tabakların yanında mikrofon mu vardı yoksa boomla mı çektiler iç mekanları diye merak ediyorum. Umarım yaka mikrofonuyla çekmişlerdir, boomcunun bir sağa bir sola dönmekten beli kopar hakikaten. İşin goygoyu bir yana kesinlikle ses ekibi muazzam bir iş çıkartmış. Özellikle jingle’ın kaydında.

 

Makyaj ekibinin de salınıp sanatlarını özgürce icra ettikleri sahne kesinlikle Feyyaz’ın dayak yediği sahneydi. Onun haricinde devamlı olarak sahte kan gördük. Makyajcılar kilolarca kan almışlar ve her bir damlasının karşılığını vermişler.

 

G.O.R.A. çıktığında yıl 2004’tü, ben de 14 yaşındaydım. O zamanki aklımla her gördüğüm ağaca koşup “çok pis sucuk yapmış” derdim ve gülerdik. Hala her sahnesini ve diyaloğu ezbere bilirim ve yine de gülerim. 14 yıl sonra beni G.O.R.A kadar güldüren, aynı keyfi veren, her izlediğimde hiç sıkılmadan hala güldüğüm Ölümlü Dünya girdi hayatımıza ve lugatımıza. Şimdi ağaçlara koşmuyorum ama evdeki wifi şifresi sorulduğunda bir ufak denemelerim olmuyor değil.

 

Eğer izlemediyseniz, sizin yerinizde olmayı çok isterdim. Eğer bir gün elsheimer hastası olursam (Allah korusun), vasiyetimdir, bana her unuttuğumda bu filmi izletin. Şu an Netflix’ten izleyebiliyorsunuz. Arama kutucuğuna Ölümlü Dünya yazmamak için hiçbir bahaneniz yok. Yazı bittiğinde ne yapacaksanız hemen planlarınızı iptal edin ve SONRA BANA TEŞEKKÜR EDİN.




Puanım:

Comments

  1. Bu film çok güzel. Şimdi yine yaşadım o sahneleri. ☘

    ReplyDelete

Post a Comment

Popular posts from this blog

İçdökümü: Bayi Toplantısı (Spoiler içerebilir)

İçdökümü: The BFG