Posts

Showing posts from May, 2020

İçdökümü: Look Who’s Back (Er Ist Wieder Da) -Spoiler içerir-

Image
Yıl 1933, yer Almaya. Savaşın ortası. Führer sığınağında uykuya dalıyor. Gözünü açtığında ise dumanlar içerisinde, yerde, bir parkın ortasında buluyor kendini. Savaş uçakları sesleri yerini kuş cıvıltılarına bırakmış. Kalabalıklar güneşin tadını çıkartan ailelerden ibaret, kimse telaşlı değil. Gazetedeki tarih 2014. Etrafında akıllı telefonlar, modern arabalar, modern giyimli insanlar var. Savaşa dair ufacık bir iz yok. Bildiği dünyaya dair bir iz yok. Sorumuz basit:  Adolf Hitler aynı zihniyetiyle bugün yaşıyor olsaydı YouTube nesli onu ciddiye alır mıydı? Şimdi, hikayemiz çok başarılı olmayan bir yarı-zamanlı muhabirin işini geri alma mücadelesi olarak başlıyor. Yaptığı işleri çalıştığı kanal tarafından takdir görmeyen ve maddi sıkıntılar yaşayan Sawatzki, kendisinin Adolf Hitler olduğunu söyleyen bir “komedyen”i keşfettiğini sanıyor ve onunla bir yolculuğa çıkıp çeşitli şehirlerde kendisine komiklikler yaptırıp çekmeye başlıyor. Adolf Hitler, yani Oliver Masucci ise ...

İçdökümü: One Flew Over the Cuckoo's Nest (Spoiler içerir)

Image
Yıllardır hep izleme listemde olan ama üşendiğim için izlemediğim Guguk Kuşu’nu izledim sonunda. Çok da üzüldüm daha önce üşendiğime ve izlemediğime. Film kendi zamanındaki bir anlayışla çekilmiş. Yani ne demek bu; kıyafetler, binalar, insanlar çekildiği döneme ait ama aynı zamanda o dönemin düşünce şeklini de görüyoruz. Bir akıl hastanesinde psikolojik tedavi gören birçok birey ve onlara olan bakış açısını işliyor film. Aynı zamanda halk ve devlet yapısını, düzeni, kuralı, diktatörlüğü, çizginin dışında kalan insanların yaşadıklarını gösteriyor. Delilik nedir diye sorgulatan Guguk kuşu, aynı zamanda cesaretin de ne kadar gerekli bir şey olduğunu işliyor. Hikâye şu, adi suçtan yargılanan ve cezasından kaçmak isteyen McMurphy (Jack Nicholson) akıl sağlığı yerinde olmadığını söylediği için hastaneye getiriliyor ve bir haftalık gözlem altına alınıyor. Kendisi de dahil herkes bunun yalan olduğunu biliyor ve buna göre hareket ediyorlar ilk zamanlar. McMurphy ise cezasın...

İçdökümü: The Last Kingdom (Spoiler İçerir)

Image
Hayatımda gördüğüm en güzel ağlayan serseri mayının hikayesi. Biraz Viking, biraz hiperaktif ama içimizden biri: Uhtred Ragnarson. Öncelikle, izlediğim birçok tarih kanalından İngiltere’nin Roma işgalinden sonraki Viking savaşları hakkında az çok fikrim vardı. Daha önce sıkı bir Vikings izleyicisi olduğum için de hem inanışlarından hem de Hollywood’un günümüz İskandinav toplumunun atalarına karşı ekmeye çalıştığı negatif imaj tohumundan haberdardım. Dolayısıyla bu diziye diğer tarihten esinlenen diziler gibi sıfır fikirle dalmadım. İyi mi oldu kötü mü bilmiyorum. The Last Kingdom’da Viking’e Dan, İngiliz’e Saxon, cennete Valhala ve simite Gevrek deniyor. Dönemin İngiltere’si, küçük küçük krallıklardan oluşan garip bir yapıya sahip. Bu garip yapı da Vikingleri çok zorlamayacak bir işgali altın tepside sunuyor tabii. Vikinglere karşı tek kral altında tek yumruk olmaktan başka hiçbir seçeneği kalmayan İngiliz hemşerilerimin bu bilince erişinceye kadarki süreçlerini anlatan Th...

İçdökümü: House MD (Bol spoiler içerir)

Image
Sadece “herkes tatile gider” gerçeği ve bir göletten kurtçuk kapmış olabileceği ihtimalini bir araya getirip bir hasta nasıl iyileştirilir? Bunun cevabını biliyorsanız ve eğer falcı değilseniz, House MD’sinizdir. Gerçek hayatta böyle saçma sapan telve okumalarıyla kimseye teşhis konulmadığını umut ediyorum. Vakvaklayan bir ilkokul öğretmeninden yamyama, tecavüz mağdurundan çift cinsiyetli ergene kadar geniş skalada hasta ve hastalık çeşitliliğinde boğulacağınız, bu süreçte uyuşturucu bağımlısı, topal ve dâhi olan bir garip doktorun hayatını gözlemleyebileceğiniz bir dizi House. Muazzam bir plato kurularak hazırlanan “hastane” stüdyosu kesinlikle gerçeğini asla aratmıyor. Tabii akıl hastanesi ve hapishane stüdyoları da öyle. Prodüksiyon ekibinin müthiş bir iş çıkarttığını söyleyebiliriz. Eh, Hollywood Stüdyoları gibi sonsuz ihtimaller içerisinde çalışıyorsanız bu çok da imkânsız olmayacaktır ama yine de bu emeği övmeden bir cümle daha kurmam. Dünyanın en akıllıca ve çoğunl...

İçdökümü: Extraction (Spoiler içerebilir)

Image
Thor, yaşadığı travmalardan sonra alkolü bırakıp spor salonuna yazılmış ve Tyler adında eski asker-şimdilerin kiralık katili kimliği ile karşımıza çıkmış. Hayır, iki farklı filmi birbiriyle karıştırmıyorum çünkü the motherfucker is immortal. Bu arada sigarayı da bırakırsa çok iyi olur, iki adım atınca nefes nefese kalıyor...  Bitmek bilmez cephane, çelik yeleği delen tanksavar mermiler, sadece duvar delmeye yarayan bazuka, merdivenin iki basamağında çatlaklar dahi oluşturamayan beceriksiz el bombaları ve Chris Hemsworth oynamasa kimsenin izlemeyeceği bir salt aksiyon filmi. Fast and Furious’daki havaalanı sahnesine sallayanlar, haydi bunu da açıklayın. Filmin hikayesi herhangi bir “çocuğu ölmüş eski asker mermiye kafa atıyor” senaryosu ne yazık ki. Mermilerin konumu Bangladeş ve iki uyuşturucu mafyasının alfalık savaşında arada kalan ve pek özgüveni olmayan bir genç çocuğun kurtarılması üzerine bir film Extraction. Hatta o kadar klişe ki zor durumda sığındıkları eski a...

İçdökümü: Shaun of the Dead (Aşırı spoiler içeriyor)

Image
Bu içdökümümde size pub reklamı olarak hazırlanmış bir baş yapıttan bahsedeceğim. Shaun kankamız tam bir loser. 29 yaşında tv satışı yapılan bir firmada çalışıyor- işinden hem utanıyor hem de nefret ediyor, anaokulundaki kankası Ed ile beraber yaşıyor, sevgilisiyle yaptıkları tek aktivite pubda içmek ve hayatını değiştirmek için adım atmaya üşeniyor. Etrafındaki herkes ev alıp düzgün maaşlı işlerde çalışırken kendisinin bok götüren evi ve geleceğe dair hiçbir fikrinin olmayışı şirketinde çalışan 17 yaşındaki velet için bile komedi unsuru. Tüm bunlar üst üste gelip hayatıyla ilgili eleştiri yağmuruna tutulunca da kafası karıştırıyor ve bir anda dünyanın en kör adamı olarak etrafında meydana gelen gariplikleri görmüyor. Gariplikten kastımız da zombi istilası tabii. Dünya yanıyor, Shaun ise kendi saçını taramaktan bile aciz.   İşte bu loser kardeşimizin hayatta kalma mücadelesi dünyanın en tatlı İngiliz komedisi oluveriyor.   Bazıları tatlı, bazıları garip kara...

İçdökümü: After Life (Spoiler içerebilir)

Image
Ricky Gervais bu seriyi yaratırken bir gün Türkiye’nin Eskişehir ilinde Deniz adında birinin hüngür hüngür ağlamaktan uyuyamayacağını hesaplamamıştır eminim. Ah well, it’s life, init? İngiltere’de büyümüş olmaktan geldiğini düşündüğüm İngiliz komedisi sevdam dolayısıyla hadi bir izleyeyim diye başladığım After Life, yapmadığım her şeyden pişman, yaptıklarım içinse çok mutlu etti. Ağladım, ağladım, biraz daha ağladım, sonra kahkahalar içinde gözyaşlarımı sildim. Tam bir duygusal rollercoaster macerasıydı. Çok tatlıydı. Yeni sezonu için sabırsızlanıyorum. Tony isimli orta yaşlarındaki İngiliz abimiz, eşini kanserden kaybediyor ve hayatı hem kendisine hem de etrafına zehir ediyor. Bu zehir etme aşamasında o kadar haklı ve haklı olduğunu o kadar iyi biliyor ki… Diziyi 1 gecede bitirmemde en büyük rol oynayan kısım karakter gelişimi. Sürekli olarak intihardan bahseden bu zavallı yerel gazete yazarının her sabah ve her gece istisnasız olarak izlediği eski videolardan özlediği...

İçdökümü: Shadow Hunters (Spoiler içerebilir)

Image
Bir ergen dizisi ancak bu kadar leş olabilirdi. Nereden buldunuz bu oyuncuları ve neden kariyerlerine son vermek istiyorsunuz? Birkaç “kaslı” ergen erkek, birkaç güzel ergen kız, saçma sapan diyaloglar, anlamsız bir kahramanlık hikayesi yaratma çabaları ve geçen bölüm korkudan altına kaçıran esas kızımız bir anda BADASS oluverir. Harcayacak çok vaktimiz var şu karantina günlerinde ama bu diziyi izleyerek zekanızı sınayacak kadar olmadığına eminim. Asıl sorun nerede bulamadım gerçekten, 13 bölüm izledim. Oyuncuların oynayamaması mı, hikâyenin çiğliği mi, sürekli ortaya atılmak istenen sexual tension mı, yoksa hepsi mi bilmiyorum. 13 bölüm, kaç dakikaysa artık, o kadar bomboş bir vakit geçti gitti gençliğimden, çok yazık oldu. Esas kızımız sürekli atarlı giderli. Hayatını saçma sapan yaratıklardan kurtaran KASLI yakışıklı esas oğlana atar gider yapmaktan başka işi yok diye düşünürken, kızımızın içinden BADASS çıkması ve karakter gelişiminin bir bölümde zirve yapması ...

İçdökümü: Designated Survivor (Spoiler içerebilir)

Image
(Maggie Q'nun oynadığı bir dizide onun daha önde olmadığı bir fotoğraf koymak vatan hainliğidir.) Bu dizi bir şarkı olsaydı “Panik-Bahtsız Bedevi” olurdu. Paratoner misin be mübarek? Diziye başlamam sebebim Nikita’ydı. Bu dizide bir FBI ajanı olan Hannah Wells olarak karşımıza çıkıyor ablamız Maggie Q. Gülüşüne güneşi, minicik omuzlarına o koca kafayı nasıl sığdırdığını merak ettiğim Nikita (benim için her zaman Nikita kalacak) dünyanın en milliyetçi FBI ajanı olma yolunda mermiye kafa atmaktan asla geri kalmıyor. Dizinin Mr President’ı Tom Kirkman ise tam bir bahtsız bedevi, iyilik timsali, ASLA yalan söylemeden başkanlık görevini yapmak için kendini parçalayan bir adam. Açıkçası inanılmaz sıkıcı ve boğucu bir insan. Arkadaşı olmak istemezdim. Yani biraz merak etmek istersin birinin hayatını değil mi? Bu adamın hayatı hayatımda duyduğum en sıkıcı hayat. Adam yürüyen bir sıkıcılık ve monotonluk. Çizginin dışına bir kez adım atmamış hayatında. Ama kurallar çiğnenmek iç...