İçdökümü: Designated Survivor (Spoiler içerebilir)


(Maggie Q'nun oynadığı bir dizide onun daha önde olmadığı bir fotoğraf koymak vatan hainliğidir.)

Bu dizi bir şarkı olsaydı “Panik-Bahtsız Bedevi” olurdu. Paratoner misin be mübarek?

Diziye başlamam sebebim Nikita’ydı. Bu dizide bir FBI ajanı olan Hannah Wells olarak karşımıza çıkıyor ablamız Maggie Q. Gülüşüne güneşi, minicik omuzlarına o koca kafayı nasıl sığdırdığını merak ettiğim Nikita (benim için her zaman Nikita kalacak) dünyanın en milliyetçi FBI ajanı olma yolunda mermiye kafa atmaktan asla geri kalmıyor.

Dizinin Mr President’ı Tom Kirkman ise tam bir bahtsız bedevi, iyilik timsali, ASLA yalan söylemeden başkanlık görevini yapmak için kendini parçalayan bir adam. Açıkçası inanılmaz sıkıcı ve boğucu bir insan. Arkadaşı olmak istemezdim. Yani biraz merak etmek istersin birinin hayatını değil mi? Bu adamın hayatı hayatımda duyduğum en sıkıcı hayat. Adam yürüyen bir sıkıcılık ve monotonluk. Çizginin dışına bir kez adım atmamış hayatında. Ama kurallar çiğnenmek içindir, değil mi?

İlk bölüm, önceki başkanın meclis toplantısı esnasında neredeyse tüm kabine ve bürokratik şahsiyetler oradayken meclis binasının haritadan silinmesiyle başlıyor. Patlayan bomba sonrası meclis şahsiyetleri içerisinde şehircilik bakanı Tom Kirkman’dan başka hiçbir siyasi figür hayatta olmadığı için kendisini alelacele başkan ilan ediyorlar ve “hadi bizi yönet” deyiveriyorlar.

Amerika’nın siyasi işleyişi konusunda fikir sahibi olsaydım diziyi izlemezdim, bu merakımı giderecek kadar işleyiş gördüm dizide ve bu yüzden hoşuma gitti ama dizi boyunca pompalanan “Amerika tek-siz hepiniz” milliyetçiliği beni inanılmaz boğdu. Neyse ki bahtsız bedevi başkanın başına gelenler hardcore sayılabilecek düzeyde olduğu için paçayı nasıl kurtaracağını merak ettiğim için ikinci sezonun ortasına kadar izledim diziyi.

Öncelikle cast için birkaç şey söyleyebilirim. Kiefer Sutherland ve tıkalı burnu yerine farklı bir bahtsız başkan da bulunabilirmiş. Nikita’yı asla değiştirmezdim tabii. Hatta sanırım Nikita haricinde herkes değiştirilebilirmiş. Bir iki heyecan yaratacak ve komik oyuncu kimseyi üzmezdi. İkinci sezon bunu bir şekilde dengelemeye çalışmışlar hatta, yeni giren ve komik bulunması gereken birkaç karakter var. Komik değiller. Neyse…

Prodüksiyon işi için de birkaç plato kurup o düzende diziyi çekmek biraz sıkıcılık katıyor ama başkanın günlük işlerine dair bir diziyi başka nasıl çekebilirlerdi ki zaten, değil mi?

İlk sezon, Tom Kirkman abimizin başkanlık koltuğunda bocalamaları, bombacıyı bulma çabaları, Nikita’nın muhteşem dövüş skilleri ve diğer siyasilerin belden aşağı hamleleriyle ilginç bir şekilde geçti. Hamle-karşı hamle derken “oha ne güzel yazmışlar lan” dediğim bir sezon finale erdi ve ikinci sezon için beklentimi yükseltti. Olay örgüleri ve karakter gelişimleri sağlam bir şekilde işlendiği için sezonun tamamında tek bir dull sahne yok.

Güzel yazılmış olan tabii muhteşem olmayacaktı, her türlü klişe karakter, Hollywood’un bugüne dek beynimize beynimize soktuğu basmakalıplık dizinin tamamında mevcut. Hatta klişe olmayan tek bir karakter yok, Nikita dahil.

İkinci sezonda ise garip bir olay örgüsü yaratılarak bahtsız başkan Kirkman’ın ilk sezonda hem izleyiciden hem de seçmenden kazandığı sempatiyi artık zorlayarak kendisini mağdur olmaktan öteye bir türlü geçiremediler. Her şart ve koşulda karşılaştığı haksızlıklar karşısından da dürüstlüğü sayesinde kurtulması da uykumu getirmeye başladığı için diziyi S2E21’de saldım. Öngörülebilir diyaloglar, sürekli aynı sonuçla biten kargaşalar… Bütün ekibi “yapma, yaparsan başkanlığını elinden alırlar” derken o dürüstlüğüyle oylarını garantileyen bir başkan. “Öldük, bittik”lerin yerini “Kirkman içten olduğu için halletti”ye bırakıyor. Dolayısıyla ilk sezondaki “vay anasını” tepkilerimin hepsi öflemelerimle yer değiştirdi. En sonunda bu cheesy saçmalığa iyi günler diledim ve kendimi bu diziyi izlemeye devam etmeyecek kadar çok sevdiğimi anladım.

Nikita’nın hakkını yedirmem ama asla. Ülkeyi kurtardı bacım kaç kez. Bu süreçte kurşunlar yedi, ölümlerden döndü, kaçırıldı, tutuklandı ama kendisi Nikita olduğu için imkansızı imkanlı kıldı ve kahramanlıklarına kahramanlıklar ekledi. Ah Nikita, seni çok özlemişim!

Amerikan milliyetçiliği ve propagandasına yönelik hazırlanmış dizileri seviyorsanız hoşunuza kesin olarak gidecektir ama mobil oyunlarınız esnasında arkada dönsün diye izlemeyi düşünüyorsanız eğer, daha az diyaloglu ve tansiyonu daha düşük bir dizi bulmanızı öneririm.


Puanım :(


Comments

Popular posts from this blog

İçdökümü: Bayi Toplantısı (Spoiler içerebilir)

İçdökümü: Ölümlü Dünya (Ağır Spoiler İçerir)

İçdökümü: The BFG