Posts

İçdökümü: The Crown - 4. Sezon

Image
Aylar olmuş bir şeyler yazmayalı. İş güç derken buraları sahipsiz bırakmak tatları kaçırmadı değil... Ölümler, hastalıklar, doların imkansız seviyelere yükselişi ve her şeyden önemlisi Master Chef dolayısıyla olduğunu düşünüyorum bu durumun.  İlk sezonundan itibaren büyük bir zevkle, hayretle, heyecanla izlediğim, Netflix yapımı olan The Crown dizisinin dördüncü sezonunu biraz önce bitirdim. Bir solukta yılları içime çektim. Bu muhteşem yolculuktan size de bahsetmek istiyorum naçizane.  Dizinin konusundan bahsedeyim kısaca.  Kraliçe Elizabeth'in amcasının tahttan feragat etmesiyle babası VI George tahta geçiyor ve vefatının ardından, on altı yaşındaki körpecik ve pek sevgili Elizabeth kraliçe oluyor. İlk üç sezon boyunca evliliğini, öğrendiklerini, Britanya'nın başbakanlarıni ve savaşları izliyoruz. İzlerken "yok artık, bu da abartı değil mi biraz?" diye düşündüğünüz birçok konu, genelde bölüm sonunda gerçek belgelerle gösteriliyor. Filmin yönetmeniydi sanırım, bir rö...

İçdökümü: The BFG

Image
  Şimdi size kalbimi tamamen değiştiren bir filmden bahsedeceğim.  İsmi Büyük Sevimli Dev anlamına gelen The BFG (Big Friendly Giant), devler ülkesinde cüce olan naif bir kişilik. Rüyalar diyarından yakaladığı tatlı rüyaları, geceleri insan diyarına gelip tek tek bizlere üflüyor. Dünyanın var oluşundan beri hayatta olan BFG, oldukça yaşlı olmasına rağmen gayet atik, biraz zayıf, biraz da komik konuşuyor ama naif yüreğine bakınca neden büyük ve arkadaş canlısı dendiğini hemen anlıyorsunuz.  Sophie isimli insomnia problemli yani uyuyamayan küçük bir kız, yaşadığı yetimhanede sabahın 3'ünde etrafta dolaşırken, dışarıdan gelen tıkırtıların sebebini merak ederek balkona çıkıyor. Daha önce o saatlerde küçük çocukları kaçıran bir canavarın etrafta olduğunu duyduğu için çok korkuyor ama merakına yeniliyor. Balkonun baktığı caddede önce koskocaman bir elin kediler tarafından devrilen çöp tenekesini dikkatlice kaldırdığını görüyor. Sonra o elin sahibinin, yani kocaman dev bir surat...

İçdökümü: Bayi Toplantısı (Spoiler içerebilir)

Image
Çok sevdiğim arkadaşlarımın hem blog yazılarıma ithafen beni gazlaması hem de "geçen başladık ama bitiremedik, komik gibiydi gel izleyelim" teklifi üzerine beraberce başlayıp ayrı zamanlarda bitirdiğimiz Bayi Toplantısı filmi hakkında birkaç şey karalamak istedim.  Bu film nezdinde tüm Türk yapımı komedi filmlerinin posterlerine bir eleştiri getirmek istiyorum. Sanırım aynı ekipten çıkıyor bu posterler çünkü hep aynı renk skalası kullanılıyor. Renk cetvelinde 10 MİLYON'dan fazla renk varken, neden tüm Türk komedi filmleri sarı ve turkuazın pençesinden kurtulamıyor anlayamıyorum. Başroller ve turkuaz zemine sarı kocaman comic sans fontu gibi abidik bir bold font ile filmin isminin yazılması mevzuu Eyyvah Eyvah'ta bitmeliydi. Komedi olduğunu farklı birçok unsurla yansıtabiliriz bence, bu vesileyle birkaç sevdiğim komedi filmi posterini aşağıda paylaşıyorum:  Yani gördüğünüz gibi turkuaz arka plana sarı kocaman puntolarla isim yazmakla poster yapılmıyor. Ne kadar hoş, ne...

İçdökümü: Changeling (Spoiler Only)

Image
Şimdi size “ya hadi abi ya” diyeceğiniz bir gerçek hayat hikayesinden bahsedeceğim. Filmi izledikten sonra eşime anlattım ve bana dünyanın en saçma hikayesi olduğunu söyledi. İnanılması imkansız olan bu saçma sapan hikayenin gerçek olduğunu öğrenmek ise ikimizin de insanlıktan umudunu yitirmesine sebep oldu.   Angelina Jolie’nin başrolünü oynadığı, Clint Eastwood’un yönetmen koltuğunda oturduğu Changeling, 1920’lerin sonlarında yaşanan trajediler bütününü beyaz perdeye taşıyor. Hikayemiz şöyle; Christine Collins isimli çalışan yalnız annenin 9 yaşındaki oğlu bir cumartesi günü kayboluyor. Annesi, Walter’ı bulmak için tüm illerdeki kayıp çocuk bürolarını, kendi bölgesinin polis teşkilatını, komşularını, iş arkadaşlarını, kısacası nefes alan herkesi harekete geçiriyor. Bölgelerinde görevli bir pastör (John Malkovich oynuyor), polis teşkilatının görevlerini kötüye kullanması dolayısıyla yıllardır onların yaptıkları yanlışları ve eksikleri vaazlarında dillendiren bir adam ve Christine’...

İçdökümü: Yarına Tek Bilet (Spoiler içerebilir)

Image
1997 yılında başrollerini Meg Ryan ve Matthew Broderick’in üstlendiği Addicted To Love filminin Türkçe verisyonu olan Yarına Tek Bilet filmini izledim. Bu versiyonda Ozan Açıktan yönetmen koltuğunda ve filmin başrollerini Metin Akdülger ile Dilan Çiçek Deniz üstlenmiş.   Netflix’in ilk orijinal Türk filmi olan Yarına Tek Bilet’in senaryosunun da orijinal olmasını çok isterdim. Gelin görün ki senaryo neredeyse Addicted To Love’ın birebir aynısı; iki aldatılan eski sevgilinin kendi eski sevgilileri evleniyor, zaten bunların ayrılma sebepleri o ikisinin bunları aldatarak beraber olmasıymış, oğlan kızı tekrar kazanmak, kız ise oğlandan intikam almak istiyor. Günün sonunda birlikte geçirdikleri sürede birbirlerine bir şeyler hissetmeye başlıyorlar ve “happily ever after”.   Neyse, hikayenin daha önce yapıldığını ve bu duruma çok sinir olduğumu yeterince anlatabildiğime göre şimdi gelelim filmle ilgili beğendiğim ve beğenmediğim şeylere.   Öncelikle Metin Akdülger ve Dilan Çiçe...

İçdökümü: Ölümlü Dünya (Ağır Spoiler İçerir)

Image
uUuj33üçğaaaaaakhı6milyonikimilyar Tüm diyalogları ezberleyene kadar izlediğim, kendi kendime bir sonraki sahnenin komikliğine şimdiden güldüğüm, yine de bıkmadığım bir Ali Atay başyapıtı olan Ölümlü Dünya hakkında bir şeyler yazmazsam uyuyamayacağım artık.   Disko Kralı ve Makine programlarındaki tatlı skeçlerden tanıdığım Aziz Kedi ve Feyyaz Yiğit ikilisinin, Leyla ile Mecnun dizisindeki Mecnun olarak aklımıza kazınan Ali Atay ile üçlü sentezi sonucu bu muhteşem ötesi film ortaya çıkmış.   Filmimizin kısa hikayesi şöyle; kiralık katil olarak bir örgüte çalışan ailede Feyyaz yani Serbest’in hoşlandığı kıza örgüt üyesi olduklarını açıklaması sonucu başları derde giriyor. Bu arada Serhan – Sarp Apak – kendi kız arkadaşının hamileliğini öğreniyor. Örgütten kurtulmak için Ukrayna’ya sahte pasaport ile kaçma planları yapan Mermer ailesinin başına türlü türlü şakalar ve komiklikler geliyor. Bu süreçte de ailenin tam olarak ne iş yaptığı, paravan olarak işlettikleri restaurant ve ka...

İçdökümü: Interstellar (Spoiler içerir)

Image
  Çok sevdiğim bir YouTube kanalı var, Astrum ismi ve gezegenlerin özelliklerini anlatıyor Nasa görüntüleriyle birlikte. Bu kanalı her izlediğimde evrendeki büyüklüğümüzün bakteri kadar bile olmadığını düşünüp daha alçak gönüllü olmak için kendimi motive ediyordum. Interstellar'ı her izlediğimde de aynı duygu yoğunluğunu ve Tanrı'nın elini çok net bir biçimde hissediyorum. Tesadüflerden ibaret olmayacak kadar mükemmel bir evrende toz tanesiyiz.  Interstellar, "kıyamet sonrası" diyebileceğimiz bir dünyada, yaşamı sürdürebileceğimiz bir gezegen bulma yolculuğuna çıkan birkaç astronotun hikayesi kısaca.  Dünyamız bir toz kıyametiyle karşı karşıya, yağmur yağmıyor, ekinler büyümüyor ve dolayısıyla birçok sebzenin bir daha ekilecek tohumu kalmamış. Bu kıyamet dolayısıyla dünyanın ihtiyacı olan meslek insanları mühendisler, astronotlar, kaşifler, fizikçiler değil çiftçiler oluyor ve Cooper abimiz Nasa'daki görevinden emekliye ayrılıp çiftçilik yapmaya başlı...