İçdökümü: Yarına Tek Bilet (Spoiler içerebilir)
1997 yılında başrollerini Meg Ryan ve Matthew Broderick’in üstlendiği Addicted To Love filminin Türkçe verisyonu olan Yarına Tek Bilet filmini izledim. Bu versiyonda Ozan Açıktan yönetmen koltuğunda ve filmin başrollerini Metin Akdülger ile Dilan Çiçek Deniz üstlenmiş.
Netflix’in ilk orijinal Türk filmi olan Yarına Tek Bilet’in senaryosunun da orijinal olmasını çok isterdim. Gelin görün ki senaryo neredeyse Addicted To Love’ın birebir aynısı; iki aldatılan eski sevgilinin kendi eski sevgilileri evleniyor, zaten bunların ayrılma sebepleri o ikisinin bunları aldatarak beraber olmasıymış, oğlan kızı tekrar kazanmak, kız ise oğlandan intikam almak istiyor. Günün sonunda birlikte geçirdikleri sürede birbirlerine bir şeyler hissetmeye başlıyorlar ve “happily ever after”.
Neyse, hikayenin daha önce yapıldığını ve bu duruma çok sinir olduğumu yeterince anlatabildiğime göre şimdi gelelim filmle ilgili beğendiğim ve beğenmediğim şeylere.
Öncelikle Metin Akdülger ve Dilan Çiçek Deniz muazzam oynamışlar. Filmde kendilerinden başka gördüğümüz insan sayısı 3 veya 4 ve o insanlardan biri taksi şoförü-neredeyse diyaloğu yok, biri garson, vs. Dolayısıyla tüm odak tamamen onlarda olmasına rağmen bizi hiç sıkmayan, bayağı olmayan bir oyunculukla koca filmi sırtlanmışlar. Kesinlikle koskocaman bir alkışı hakkedecek bir performans.
Film minicik bir yataklı vagonda geçiyor çoğunlukla. Hatta bu çoğunluk yüzde seksen beş kadar büyük bir çoğunluk gibi duruyor. Bu mekan içerisinde aktarılabilecek her türlü duygu aktarıldı ve o yolculuğun bu iki karakter üzerindeki ağırlığı, hissiyatı, üzüntüsü, korkusu, endişesi, her ama her şey izleyiciye geçti. Bana “The Man From Earth”ü hatırlattı hatta bu durum izlerken. Orada da filmin tamamı bir evin salonunda geçiyordu ama orası kalabalıktı mesela. Bu filmde gördüğümüz, odaklandığımız yalnızca iki kişi var. Yönetmen için kendisini çok çıplak hissettiği bir iş olduğuna eminim.
Filmin müzikleri muazzamdı. Beni Büyük Ev Ablukada ile fethettiler ve bir şeyler yazmaya müzikler dolayısıyla karar verdim. Filmde çalınan şarkıların listesini kaynağı ile aşağıya koydum. Muhakkak bir göz atın, çok zevk dolu bir liste. Oyuncuların üzerindeki yükü bu şarkılarla azaltmışlar ve seyircinin hissetmesi gereken o anki duygu neyse bunu şarkılarla nokta atışı başarmışlar.
Açıkçası kostüm, makyaj veya prodüksiyon açıdan çok bir şey göremedim. Zaten çoğunluğu sabit bir lokasyonda geçen bir film. Bu beni üzdü. Hani, Netflix bir işe kalkışınca neler yapabildiğini bildiğimiz için beklenti çıtasını ben çok yukarılara kurmuşum. Yalın, hikaye ve oyunculuk odaklı, hoş şarkıların çalındığı ve çok yüksek bir ihtimalle birkaç ay sonra izlediğimi unutacağım bir film izlemiş oldum. Puanımı yalnızca bu iki güzel ve filmi sırtlanmış oyuncu için veriyorum.
Puanım:

Film Müzikleri
Me And My Baby – Don Cavalli
Rock A Chic- Cem Görk, Tarık Tüysüzoğlu, Satchit Srikanth
En Güzel Yerinde Evin – Büyük Ev Ablukada
Clockwork – James Warburton & Arthur Gallon
Bu Mudur – Nil Karaibrahimgil
Hanter Dro Duhont’ar Ar Mane – Didier Squiban & Yann Fanch Kemener
The Unfold – Deniz Taşar, Sertaç Özgümüş
Nikah Masası – Ümit Besen
Sayenizde – Ercan Saatçi
Karambol – Yasemin Mori
Ağlaya Ağlaya – Jabbar
Aman Of – Barabar
Last Call – Ömer Özgür, Seda Seber
Bak Bana – Sena Şener
Ses Etme – Athena
Le Vent Nous Portera – Sophie Hunger
The Terms In Which I Think Of Reality – Eren Şenkardeş
Kaynak: Tune-Flix

Comments
Post a Comment